Kayseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kayseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2013 Perşembe

Refah Partisi tarafından maaşa bağlanmışlar...



Refah Partisi'nin 28 Şubat sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiği kesilen subay ve astsubaylara, maddi yardım yaptığı belirlendi. Genelkurmay Başkanlığınca 1997’de düzenlenen bu konudaki belgeler, Cumhurbaşkanlığı arşivinden çıktı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'na gönderilen ve üzerinde ‘’Cumhurbaşkanlığı- Süleyman Demirel Arşivi’’ damgası bulunan bir belgede, TSK’dan ilişiği kesilen ve Refah Partili belediyelerde işe alınan ya da maddi destek sağlanan subay ve astsubayların isimleri ile çalıştıkları kurumlar yer aldı. Bunlar arasında iki subayın, Refah Partisine yakın bazı TV kanallarında işe yerleştirildiği bilgisi de yer aldı.

Belgeye göre Albay-Astsubay rütbesinde olan ve YAŞ kararı ile TSK’dan çıkarılan isimlerin, İstanbul Büyükşehir, Ankara Büyükşehir, İstanbul Tuzla ve Kayseri Belediyesinde işe alındıkları belirtiliyor. Bu personelden Belediyelerde Daire Başkanlığı görevine getirilenler olduğu da isimleri ile belirtiliyor. 









15 Ocak 2013 Salı

CHP'de ortalık karıştı...



CHP Kayseri milletvekili Şevki Kulkuloğlu, partisinin Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün’ün davranışlarının bardağı taşırdığını öne sürerek, şunları söyledi:
"Sayın Aygün’e düşen görev ya sorumlu davranmaktır, ya da CHP’li olmanın sorumluluğunu taşıyamıyorsa sorumlu bir kişi olarak istifa etmelidir. Sorumlu davranıp istifa etmezse ihracını isteyeceğim. 
Sürekli etnik temizlik söylemi içinde Kürtler, Aleviler şimdi Rumlar, bir Cumhuriyet düşmanlığı, Kurtuluş savaşı değerlerine karşı bir düşmanlık içindedir. Bunlar CHP içinde kabul edilemez davranışlardır. Ya sorumlu olmalıdır, ya istifa etmelidir."

’TERÖRİSTLE MÜZAKERE EDİLMEZ’

’İmralı Süreci’ diye adlandırılan görüşmelere de karşı olduğunu belirten CHP Kayseri milletvekili Şevki Kulkuloğlu açıklamasını şöyle sürdürdü: 

"Son dönemde İmralı süreci diye dillerine taktıkları ve adını değiştirmeye çalıştıkları süreç, aslında bebek katili, teröristbaşı dediğimiz Abdullah Öcalan’la yapılan, yani eli, yüzü, dile kanlı kişiyle yapılan görüşmelerin İmralı kelimesi arkasına sığınarak düşünce mühendisliğiyle daha masum gösterilmeye Washington, Londra, Bonn gibi karar merkezi olarak algılatmaya çalışıyorlar. Bana göre teröristle müzakere edilemez. Hükümet bu konuda yanlış yapmaktadır. Biz siyasilere düşen önemli görevler vardır. Ama bu görevlerin başında teröristle müzakere gelmemektedir. Buna olan karşı çıkışımı açık yüreklilikle dile getirdim, buna devam edeceğim."